"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi oluşabilir mi?

Kıbrıs’ın farklı noktalarında, fikrini uygulamaya geçirmek isteyen girişimcilerin kullanabilmesi amacıyla teknoloji geliştirme bölgeleri oluşturulmuş halde ve teknoloji geliştirenlere özel olarak devlet tarafından sunulan bazı teşvikler bulunmakta. Teknoloji geliştirme bölgelerine devlet veya özel sektör tarafından yapılan yatırımlar ve verilen teşviklerin amacı, dünyaya teknoloji satabilir ve en nihayetinde Silikon Vadisi’yle yarışabilir bir hale gelmek. Dolayısıyla, yatırım ve teşviklere karar veren bireylerin aklındaki projeleri değerlendirirken genel bir soru oluşuyor; Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi oluşabilir mi?

Neden Teknoloji Geliştirme ve Silikon Vadisi’ne Odaklandık?

Son yıllarda Amazon, Facebook, Google, Netflix, Apple, Samsung başta olmak üzere birçok teknoloji şirketinin geliri ve toplam değerinin rekor seviyede arttığıyla ilgili hikayeler, haberler, ve raporlar karşımıza daha sık çıkmaya başladı. Bu bilgilerin sosyal medyada da paylaşılarak yayılmasıyla birlikte yeni, daha kolay elde edilebilen ve daha yüksek getiri sunabilen iş kolları arayan yatırımcılar dikkatini teknoloji geliştiren firmalara yoğunlaştırdı. Yatırımlar bireysel seviyeden devlet seviyesine kadar büyürken, yatırımcıların amacı en çok kullanılan ve en yüksek gelir getirisine sahip teknolojik atılımları ilk yapan taraf olmak. Devlet tarafından teknolojik geliştirme süreçlerinde yararlanılabilecek birçok teşvik, vergi indirimi ve hibe programının yanı sıra, tesis olarak da teknoloji geliştiren ekiplerin bir arada çalışabileceği ortak çalışma alanları ve teknopark binaları oluşturuluyor. Tüm bu gelişmelere örnek olan ve herkesin aynı başarıyı yakalamak için uğraştığı yer ise dünyaca ünlü Silikon Vadisi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Silikon Vadisi, ismini o bölgede bulunan şirketlerin araştırma, geliştirme ve büyük ölçekteki yonga (çip) üretimi faaliyetlerinden alıyor. Gelişen teknoloji ile sadece donanım üreten şirketler değil, bu donanımı kullanmamıza olanak veren yazılımlar da çok önemli hale geldi. Bu sebeple bölgenin adı Silikon Vadisi olarak kalsa da artık bu isimden daha büyük anlamlar taşımakta ve dünyada yüksek teknoloji geliştirmenin öncüsü bölge olarak görülmektedir.

Tüm bu bilgilerin ışığında, Kıbrıs ve Türkiye’deki teknoloji geliştiren firmalar ve yatırımcıları, kendi Silikon Vadisi’ni yaratmak için bir istek ve yarış haline girmiş durumda. Peki Silikon Vadisi neden Kıbrıs veya Türkiye’de değil de ABD’de ortaya çıktı ve bundan sonra bizde bir Silikon Vadisi oluşması mümkün mü?

Bu sorunun cevabı çok geniş ancak kısaca cevaplamak gerekirse hem evet hem de hayır. Maalesef ki Silikon Vadisi, birkaç bina oluşturarak ve bazı teşvikler vererek oluşturabileceğimiz bir yapılanma değil. Bu ünlü bölgenin, bir devlet otoritesinin veya özel bir yatırımcının isteği doğrultusunda oluşturularak bir günde işe başladığını varsaymak çok yanlış olur. Silikon Vadisi’ni oluşabilmesi için bu bölgede birkaç farklı gelişmenin bir arada yaşanması gerekiyordu ve ancak bu gelişmelerin sonucunda Silikon Vadisi bir çekim noktası haline gelerek var olabilirdi. Bu gelişmelerle birlikte Kıbrıs’taki güncel durumu birlikte inceleyelim, ve Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi’nin oluşup oluşamayacağına siz karar verin.  

Ekosistem

Silikon Vadisi ekosistem olarak kendi kendini besleyen bir yapıya sahip. Fikri olan girişimciler, iş geliştirme uzmanları, yatırım danışmanları ve yatırımcılar teknoloji konusunda çalışmak istediğinde bu adrese gitmesi gerektiğini biliyor. Dolayısıyla, bölgeye sürekli yeni fikirler ve bu fikirleri besleyecek kaynaklar girdiği için birçok girişim ve yatırım istenen noktaya ulaşmasa bile, başarıya ulaşma potansiyeli olan çalışmalara destek şansı bitmiyor ve hem yatırımcı hem de girişimciler yeni şeyler denemekten korkmuyor.

Şu anda Kıbrıs’ta ise teknoloji geliştirmelerine yapılacak yatırım devletin üzerine yıkılmış halde. Özel sektörün büyük bir kısmı Kıbrıs’ın kısmen kapalı bir toplum oluşuyla müşteri potansiyelinin limitlendiğini hissederek kendi işine bile olsa herhangi yatırım yapma fikrinden tamamen uzak. Çünkü, potansiyel üretim miktarı ve müşteri kitlesi olarak kendi işinin dahi genişlemeyeceğini düşünüyor. Bunun yanında, yatırım yapmak için bir kaynak ayıran azınlık kitle de genel olarak teknolojik bir atılım yapmak yerine halen geleneksel yollarla yatırımlar yaparak rakiplerine karşı dikey bir büyüme yerine yatay bir büyümeyi tercih ediyor. Bu durum ne devlet ne de özel sektör için sürdürülebilir değil, ancak bu başka bir yazımızın konusu.

Hukuki Altyapı

Dünyayla yarışabilecek teknolojileri geliştirmek yalnızca çalışan kişileri bulup bir projede ilgili göreve atamakla ulaşabileceğimiz bir nokta değil. Şirketlerin iç işleyişi tarafında, geliştirdikleri teknolojik ürün ve bu ürününün hizmet alanına göre yasal olarak organizasyon yapısını şekillendirebilmesi ve iş planını buna göre oturtması gerekiyor. Genel yapıda ise geliştirilen teknolojinin devletin yasalarını ihlal etmeyecek şekilde planlanması, geliştirilmesi, ve pazarlanması gerekli. Bu sebeple, Silikon Vadisi’nin oluşmasındaki en büyük etkenlerden biri olan hukuksal altyapı, teknoloji geliştiren şirketlerin iç yapısındaki oluşumlara çok iyi uyum sağlamış ve eyaletin yasal düzenlemelerini yeni gelişmelere uyarlanabilecek esneklikte tutmakta.

Buna karşın, Kuzey Kıbrıs’taki hukuki altyapı ve işleyiş maalesef ki günümüz teknolojisine ayak uydurmaktan çok uzak ve acilen güncelleme isteyen bir yapıda. Teknoloji şirketlerinin yararlanabilmesi için teknoloji geliştirme bölgelerine özel bazı yasalar geçirilmiş olsa da bu gelişmeler çok sınırlı ve yüzeysel kalmakta. En basit örnek olarak, uzun süredir tartışmalara konu olan kişisel verilerin korunmasıyla ilgili düzenlemeler bile Kuzey Kıbrıs’ta halen uyum sürecinde ve aktif olarak uygulanabilir değil. KVKK ile ilgili herhangi bir hizmet politikasına sahip olmadan dünyaya sağlayabileceğiniz herhangi bir uygulama üretmek veya reklam ve pazarlama faaliyetinde bulunmak imkânsız. Ancak bu yasa bile Kuzey Kıbrıs’ta yeni geçirilmiş ve halen tam olarak yürürlüğe koyulmamış halde.

İş birlikleri

Silikon Vadisi ve bu büyüklüğe yakın diğer teknoloji geliştirme bölgelerinin en büyük avantajlarından biri, rakip veya farklı sektörde faaliyet gösteren şirket çalışanlarının birbiriyle tanışarak iletişim kurması ve fikir alışverişinde bulunmasıdır. Teknoloji geliştiren çalışanlar arasındaki bu iletişim sayesinde, projeler farklı bakış açılarıyla değerlendirilir ve daha güçlü olabilmesi için yapılabilecek eklemeler tartışılır. Bu beyin fırtınasının sonucunda ortaya çıkan ürünler teknoloji konusunda deneyimli kişiler tarafından çok defa kritik edildiği için dünyadaki rakiplerine karşı da aynı oranda güçlenmiş olur. Bunun yanında, projelerini birbiriyle paylaşan şirketler yalnızca fikir alışverişinde bulunmayıp, ortak olarak yeni projeler yürütmeyi veya var olan projelerini birleştirerek daha güçlü hale getirmeyi başarabilir.

Kuzey Kıbrıs özelinde ve Kıbrıs’ın genelinde olmak üzere dünyaya satılabilir teknoloji üretme konusunda çalışan çok fazla şirket olmaması ve çalışan şirketlerin de iş fikrinin kopyalanması korkusuyla birbirinden kopuk olarak projelerine devam etmesi sebebiyle bu fikir alışverişi süreci hiçbir zaman oluşmuyor. Dolayısıyla, teknoloji geliştiren şirketler kurabilecekleri iş ortaklıkları ile daha güçlü hale gelerek ve dünyaya açılma şansı yakalayabilecekken, kendi aralarında yarışa girmiş ve yerelde bile tam anlamıyla yayılamamış halde kalıyor.

Finansal Kolaylıklar

Teknoloji girişimlerine sağlanan yatırım ve teşviklerin sadece devletin sorumluluğuna bırakılmasının sürdürülebilir olmadığından bahsetmiştik. Şirketler kendi öz kaynakları veya dışardan aldıkları yatırımla kuruluş ve geliştirme aşamalarını atlatmış olsa bile büyüme veya ekstra bir geliştirme için finansman desteğine ihtiyaç duyabilir. Bu aşamada teknoloji geliştiren şirketlere devlet ve özel sektör yatırımı dışında bankaların da destek olması gerekiyor. Silikon Vadisi geliştirici şirketlere finansman sağlama konusunda birçok seçeneğe ve yasal zemine sahip. Bankaların uzun süreli kredi ve kısa vadede borçlanmayla ilgili faiz desteği, masraf ücretlerinin alınmaması gibi birçok geleneksel teşvikin yanında, şirketlere sağlanacak finans desteği ile bankaların hisse ortağı olması gibi birçok farklı seçenek de bulunuyor.

Kuzey Kıbrıs’ta ise teknoloji geliştirici şirketlere yapılacak yatırımlar yerel bankaların çoğu tarafından riskli ve geri dönüşü zor olarak görüldüğü için gerekli destek sağlanmıyor. Bunun yanında, bankaların çoğunda teknoloji talep edilen kredilerin verilip verilmeyeceğini tespit etmek için teknoloji şirketlerinin iş fikirlerini ve iş modellerini değerlendirecek kalifiye personel de bulunmamakta ve bu konuda dışardan destek alınmamakta. Bu sebeple, diğer özel sektör örneklerinde de olduğu gibi geliştirici şirketlere gerekli yatırımı ve desteği sağlamayan bankalar daha sonra ihtiyaç duydukları teknolojileri yurt dışından alarak yabancı şirketlere bağımlı hale gelmek zorunda kalıyor.

Geliştiricileri Etkileyen Diğer Şeyler

Ana hatlarıyla teknoloji geliştirme konusunda dünyanın neresinde olursanız olun iyileştirmeniz gereken bu faktörlerin yanında, çalışanlarınızın o bölgede işine odaklanması ve gerçek anlamda rakipleriyle yarışabilir bir şeyler geliştirebilmesi için sağlanması gereken bazı farklı koşullar bulunmakta. Bunlar bölgesel barış ve siyasi tutumun devamlılığıdır. Biraz daha açıklamak gerekirse;

Bölgesel Barış ve İstikrar

Her insanın olduğu gibi teknoloji geliştirme alanında çalışacak kişilerin de barınma, beslenme, ve hayatının güvence altında olduğunu hissetme gibi temel insani ihtiyaçları vardır. Çalışanların alacakları yüksek maaşlar ile bu ihtiyaçlarını karşıladığınızı düşünseniz bile aslında bu durum şirketleri ve yatırımcıları aşan bir şeydir. Çalışanlar yalnızca alacakları maaşla değil, yaşadıkları ülke ve bu ülkenin çevresindeki barış ve huzur ortamıyla da kendilerini güvende hissederek hayatını aynı şekilde devam ettirme korkusu yaşamadan işini sürdürmeyi amaçlar. Silikon Vadisi’nin sağladığı en büyük avantajlardan birisi de çalışanlara bu imkanı sunması ve etkili bir şekilde işlerine odaklanmaya olanak vermesidir.

İçinde bulunduğumuz bölgede ise komşu ülkeler arasında uzun süredir devam eden savaş, çatışma, ve anlaşmazlıklar mevcuttur. Bu sebeple, yurt dışında bir girişim yapmak amacıyla şirketini ve kariyerini inşa etmek isteyen birisi bölgeye baktığında 10 yıl sonra neler olacağını kestiremediği için şirketini barış ve istikrar sağlanmış başka ülkelerde kurmayı tercih etmektedir.

Siyaset Etkisi

Teknoloji geliştiren şirketlerin işine odaklanmak istediğinden bahsetmiştik. Bunu etkileyen ve engelleyen en büyük faktörlerden birisi de ülkelerin yaşadığı siyasi değişim ve değişen söylemlerdir. Siyasi figürlerin söylemleri ülkenin hem iç işleyişinde hem de diğer ülkelerle yürütülen ticari ilişkilerine zarar verebilir. Silikon Vadisi de teknoloji geliştiren kişilere birçok alanda olanaklar sağlamış olsa bile, Donald Trump’ın seçilmesiyle birlikte değişen siyasi yapı sonucunda teknoloji çalışanlarının ABD’den göç etmesine engel olamamıştır. Silikon Vadisi’nin oluşmasında ve şu andaki işleyişinde büyük rol oynayan göçmen çalışanlar Trump’ın söylemleri ve artan ırkçılık sebebiyle girişimlerini ve kalifiye iş gücünü başka ülkelere taşımaya başlamıştır.

Tüm bu bilgilerin ışığında, yazının başında da belirttiğimiz üzere Kuzey Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi oluşabilir mi sorusunun cevabı bize göre hem hayır hem de evettir. Kuzey Kıbrıs’ta teknoloji geliştirme üzerine yatırım ve yasal düzenlemelerinde olan eksiklikler, yerel şirketlerin birbiriyle iş birliği kurmaması, ve Akdeniz’in tamamının içinde bulunduğu siyasi durum sebebiyle Kuzey Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi oluşması şu anda imkansızdır. Ancak bahsi geçen alanlarda gerekli iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi ve Kıbrıs’ın teknoloji geliştirmek isteyen kişilere çekici hale getirilmesiyle Kıbrıs’ta bir Silikon Vadisi gelecekte oluşabilir.